Havva ALKAN BALA ve Elif KORKMAZ’ın Atölye Hakkındaki Görüşleri

YANSIMALAR ATÖLYESİ

Yrd. Doç. Dr. Havva ALKAN BALA

Y.Mimar Elif KORKMAZ

“Yansıyanların yüzlerine bakmak gerek bazen,

Gerçeğin yüzü yansıyanın ta kendisinde…”

Yavuz Arat

1. …Başlarken

25 – 31 Temmuz 2010 tarihleri arasında İzmir Mimarlar Odası’nın desteği ve Odanın öğrenci üyelerinin gönüllü çabaları ile İzmir’de, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün ev sahipliğinde “Baykuşlar Toplanıyor” temalı bir work-shop gerçekleştirilmiştir .

Baykuşlar Toplanıyor organizasyonu, katılımcıları kentte bir iz bırakmaları için İzmir’e davet etmiş, atölye yürütücülerinden de belli temalar belirleyerek, katılımcı baykuşların ‘‘iz’’ kavramını derinleştirmelerine yardımcı olmalarını beklemişlerdir. Proje çerçevesinde açılan on bir farklı atölye,‘‘iz’’ kavramını pek çok farklı düşünme biçimi içinde tartışan on bir ayrı sonuç üretme biçimi sergilenmiştir. ‘Yansımalar’ atölyesi de bu ele alış biçimlerinden yalnızca birisidir.

Baykuşlar Toplanıyor temasının çıkış noktası mimarlık öğrencilerinin gece saatlerinde çalışmasıdır . Urla’nın iklim şartlarını da göz önüne alınınca organizasyon komitesi, atölyeleri tema ile uyumlu olarak gece çalışacak şekilde örgütlemiştir. Ancak yansımalar atölyesi güneş ışığına gereksinim duyduğundan bazı çalışmalarını İzmir’in güneşli, sıcak ve yakıcı saatlerinde gerçekleştirmiştir.

Yansımalar Atölyesinde yürütücü olarak yazarların dışında İletişim formasyonlu Volkan Emrecik de yer almaktadır. Burak Akoluk, Cansu Yeni, Gizem Özer, Gülten Nur Aslan, Mehmet Hakan Akaydın katılımcı olarak projede yer almışlardır .

2. Atölye İçeriği

Yansımalar atölyesinin temel amacı, “izler”in kendini oluşturan gerçek nesnellik üzerinden değil, onların yansımaları üzerinden okunmasıdır. Yansımaları kentle imge arasında bir arayüz olarak kullanmak ana fikirdir. Bir binanın ölçekli çizilmiş cephe çizimleri yerine, bir gözlük camından, bozulmuş, sünmüş yansıması bize onun hakkında ne verebilir? Yaygın olarak bilinen kent okuma metotlarından ölçekli haritalar, hava fotoğrafları ya da sayısal analizler dışında bir kenti anlamada alternatif yollar var mıdır? Kentin öteki “iz”lerini aramak kent belleğindekileri belirlemek yansımaları takip ederek olası mıdır? Kente gerçeklerin bozulmuş imgeleri üzerinden yaklaşmak, aşina olmadığımız bir kent okuma biçimi olsa da, imge ile kent arasında bir diyalektiğe olanak sağlamakta mıdır? “Yansımalar” atölyesi bu soruların ve süreçte karşılaşılması olası başka diğer pek çok sorunun cevabını Urla merkez’de bir kısa film üreterek aramayı denemiştir.

3. Atölye Süreç ve Materyal

Kent çok katmanlı bir yapıya sahiptir ve birçok altyapıdan okuyucuları bulunmaktadır. Kentin mekânsal imgelerinin iyi çözümlenmesi önemlidir. Kentsel imgeler kendiliğinden oluşmuş olabilecekleri gibi bilinçli olarak da oluşturulmuş olabilirler. Kenti yansımalar üzerinden okumak yeni bir deneyim, algı, bakış açısı ve izleme biçimidir. Kentsel mekân ve kentin nirengi noktası olan binaların yansımaları ile dekonstrüktivist yaklaşımla izler oluşturmuştur.

Bu çalışmada fotoğraf gibi görsel malzemeler, röportajlar gibi metin kayıtları ve kentin video kayıtları birer araç olarak kullanılmış ve bu araçların kenti düşünmek ve algılamak üzerindeki etkilerini ölçmek üzerine deneysel bir yol izlenmiştir. Gerçek, gerçeğin yansıması, yansımayı izleyenin kendisi ve yansımayı izleyeni izleyen olarak analiz edilen kent dizgesi gösteren- gösterilen, obje-süje olarak analiz edilmiştir.

Yansıma fotoğrafları kullanılarak, alışılmış imajların, ‘bozulmuş’ yüzlerinden, daha önce fark edilmeyen detayları keşfetmek, bu mekân parçalarının kentin bütünlüğündeki yerini ‘bozmak’ ve katılımcıların kent algısını ‘tersine’ çevirmek hedeflenmiştir [1].

Kentsel nirengiler, açıklıklar ve dolaşım ağı aynı yaklaşımla belgelenerek filmin kurgusunda yerini almıştır.

Yansımalar bazen gerçekliğin tamamlayıcısı olarak kabul edilebilir. Kent imgeler dizini olarak gerçekle sanal arasında diyalektik bir algı içinde ele alınabilir .

Katılımcılarla beraber, alışılmışın dışında araçlar kullanarak kenti anlamaya çalışmak ve sinema–televizyon formasyonlu bir yürütücünün ekipte olması üretilenlere ve üretme biçimine derinlik kazandırmıştır. Bu sayede tamamı mimar olan katılımcıların, görsel malzemeyi kullanma ile ilgili teknik bilgileri öğrenmeleri ve bu malzemeleri yorumlama ile ilgili temel bilgileri edinmeleri sağlanmıştır. Böylece başka bir disipline ait bilgi dağarcığını ve teknik donanımı kısmen mimarlık disiplinine dahil etmenin yolları aranmıştır.

Kentin imgesini okumak, ölçekli haritalardan, hava fotoğraflarından veya görünür fiziki mekânın ötesinde insan odaklı yaklaşımları gerektirmektedir. Bir yerde yaşayan insanların, yaşadıkları yer ile ilgili zihinlerinde biriktirdikleri şeyler, aslında gündelik yaşantının uzantısı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda kenti, kentlilerin zihinlerinde bıraktığı izler üzerinden okumak ve onun nirengi noktalarını yakalayabilmek için Urla’da keşfe çıkılmıştır. Yaşanmışlık ve gündelik hayata dair arayışlar bizi, Urla – Malgaca Pazarı’nda uzun yıllardır esnaflık yapan ve Urla’yı çocukluğundan bu yana tanıyan insanlara ulaştırmıştır .

Yerli halkla yapılan sohbetler Urla’nın yaşanmışlıklarını aktarmıştır. Bu aktarım ile sokaklar, çarşı, meydan, bazı dükkânlar, cami yani kentin parçaları yeni bir algılama düzeyine gelmiştir. Kentin pek çok farklı katmandan okuyucusuna kulak vermek, onların yaşadığı kenti; buluşma yerlerini, uğrak caddelerini, alış – veriş mekânlarını, duraklarını, ulaşım ağını, eğlenme, dinlenme, çalışma mekânlarını ve açık alanlarını onların ağzından dinlemek, kenti okumaya çalışanlara yeni farkındalıklar kazandırmıştır. Bu farkındalıklar sayesinde kentin ‘kendiliğinden’ veya ‘bilinçli’ oluşmuş mekânları ayırt edilebilir, kent okuyucularının bu iki imge arasındaki yorumları ise gözlemlenebilir olmuştur. Kısa filmde yapılan röportajlardan atölyenin ana hedeflerini destekleyecek olan bölümleri yer almaktadır.

4. Atölye Sonuç Ürün

Urla’nın kimliğini belirleyen nirengi noktaları, dekonstrüktivist bir yaklaşımla çekilen yansıma fotoğrafları ve yerel halkla yapılan röportajlarla belgelenerek iz bırakılmıştır. Yapı-bozcu yaklaşımla yansıtıcı yüzeylerden çekilecek fotoğraflar, bilişsel haritasının çıkarılmasına yönelik röportajlar ve yaşanmışlığın izlerini aktaran bir kısa film ile atölye çalışması somut ürüne dönüştürülmüştür.  Kısa film http://www.arkitera.com/ed178-baykuslar-toplaniyor.html internet adresinden mimarlık veri tabanı arkitera.com aracılığı ile paylaşıma sunulmuştur.

5. Bitirirken …

Atölye sürecinde, hem farklı disiplinlerin mimarlık disiplini içindeki yeri deneyimlenmiş, hem de farklı becerilere sahip mimarlık öğrencilerinin, yeni bir metotla ‘ortak’ bir ürün ortaya koymaları sağlanmıştır. Bu farklı yeteneklere fakat benzer ilgi alanlarına sahip bireylerin, Urla’yı yansıtan kısa film çalışması ile kendilerini ifade etme ortamı buldukları düşünülmektedir. Bu ifade etme biçimi sonunda Urla merkez hem mekânsal hem de zihinsel

nirengi noktalarını izleyicilere başka bir açıdan yansıtılmıştır. Kısa filmde aktarılan Urla, mimarlık disiplininin alıştığının dışında, kenti araba ya da gözlük camlarından hatta bazen tezgâhta duran bir tencerenin metal yüzeyinden yansıtan, onu Urlalıların ağzından anlatan ve çok yakından tanıdığımız, kent meydanlarını, çarşılarını ve ya camilerini bütünlüğünden yer yer koparan, bozulmuş ve yeniden üretilmelerini düşündüren halleri ile, başka bir bütünlükte okunmuş bir kenttir. Bir başka ifade ile bu atölyede “Yansımalar” kenti değiştirerek, dönüştürerek ve bozulmaları meşrulaştıran yeni bir algı düzeyi olarak tanımlanmıştır.

Bu atölyenin yürütücü ve öğrenci katılımcılar için kazanımları sonuç ürünün ve hatta sürecin çok ötesindedir. Yansımalar atölyesi kendisini diğer atölyelerin de bir çeşit yansıtıcı düzlemi olarak tanımlamış ve diğer atölyeleri de süreç ve sonuç olarak izlemeğe çalışmıştır

Bitirirken ifade edilmek istenen on bir atölyenin süreç ve sonuç olarak ürettiklerinin mimarlık eğitim ortamı için oldukça anlamlı ve önemli değere sahip olduğudur. Kısaca;

  • Farklı disiplinlerdeki katılımcılar mimarlık eğitim ortamında büyük bir sinerji doğurmakta ve yaratıcılığın artmasını tetiklemektedir.
  • Farklı mimarlık okullarının öğrencileri bir araya gelince iş yapma biçimleri, sürece odaklanmaları, teknik donanımları arasındaki farklıları fark etmek olanağı doğmaktadır. Bu ortamlar mimarlık eğitiminin içinde olanlara kendilerinde bulunan güçlü ve zayıf yönleri anlamaktadırlar.
  • Mimarlık öğrencileri genellikle eğlenerek, özgür ortamlarda ve gece çalıştıklarında çok daha yaratıcı olabilmektedirler.
  • Yapılan mimari söyleşiler, tartışmalar, daha önce üretilmiş mimari proje ve yaz okulu ürünlerinin paylaşılması düşünsel ortamı zenginleştirmede umulandan daha olumlu etki yapmakta ve orijinal yeni fikirlerin doğmasında ilham verici olmaktadır.
  • Baykuşlar çok başarılı bir organizasyon gerçekleştirmişlerdir. Örgütlenme başarısı genç mimar adaylarının birbirlerinin fikirlerine duydukları saygı, demokratik ve şeffaf yaklaşımlardan taviz vermemeleri ve kaynakları görüp akıllıca kullanmaları ile ilintili gibi görünmektedir.
  • Mimar duyarlılığına sahip bir grup inançlı ve hevesli insan bir araya fikir birliği içinde bir araya gelince her türlü ekonomik, bürokratik engeli aşarak başarılı projelere imza atabilir ve model olarak gösterilebilirler.

[1]Prof. Dr. Roland Posner (Berlin Teknik Üniversitesi) araba camlarından bina fotoğraflarını çekme fikrini aldığımız ve konu üzerinde sergileri, makaleleri ile hala çalışmalarını sürdüren kişi olarak kendisine teşekkürü zevkli bir görev biliriz.

Atölye Sayfasına Dön